30 Mayıs 2010 Pazar
YAAAA!
Adam günahkar. Hayvanıyla Hacı Bektaş'a geliyor. Kabul görmüyor. Yılacak değil ya, Mevlana'ya gidiyor. Mevlana kabul ediyor adamı. Bizim günahkar şaşkın(günahı da neyse işte) soruyor; neden?
Mevlana: Hacı Bektaş şahin, biz kargayız. O yüzden leşi kabul ederiz.
Adamın kafası karışık, H. Bektaş'a, Mevlana kabul etti beni hayvanımı diyor.
Hacı Bektaş: Biz su birikintisiyiz, Mevlana deniz. Leş bizim suyumuzu kirletir, ama deryaya birşey yapmaz.
Bir kere daha yaa!
Mevlana: Hacı Bektaş şahin, biz kargayız. O yüzden leşi kabul ederiz.
Adamın kafası karışık, H. Bektaş'a, Mevlana kabul etti beni hayvanımı diyor.
Hacı Bektaş: Biz su birikintisiyiz, Mevlana deniz. Leş bizim suyumuzu kirletir, ama deryaya birşey yapmaz.
Bir kere daha yaa!
TÜRKÜZ, TÜRK GECESİNE GİDERİZ!
Akılda kalanlar: mekan devasadır, taş içine oyulmuştur. Her ülkeden turistler için ayrı ayrı onlarca locamsı 40-50 kişilik galeriler ihmal edilmemiştir.
Folklordan modern dansa, gelin kınasından damat traşına hiçbir şey ihmal edilmemiştir.
Dansözle şov konusunda en başarılılar, Avrupalılar en komikler Uzakdoğululardır.
İçki konusunda iddialı olanlar mutlaka ve bir kez olsun gitmeli 30 TL ye ne kadar içebileceklerini test etmeli. Üçüncü yetmişlikte bile garsonların yüzünde eksilmeyen gülücüğü bizzat yerinde görmeli.
ONİKSÇİLER
Toprağın altından çıktığında bir şeye benzemeyen taşın hikayesidir bu. Binbir ustalıkla Haseki yüzüğüne dönüşen parıltınının hikayesi. Kadınların öncül zaaflarından takının hikayesi. Baş döndüren.
Filmin konusu: bir kapıdan alınan turist kafilesi sözcüklerle, ustalık gösterileriyle şaşırtılır. Tozlu bir atölyede başlayan macera ışıltılı bir galeride son bulur. Kazanan kasa!
Filmin kahramanı, anacığına aldığı bir kehribar yüzükle canını kurtarır :))
NEYMİŞ
Bu Kapadokya turunu yazma merakı blogun iyiden iyiye çıkmaza girmesiyle (süreçteki binbir iş nedeniyle bir yandan) yol kısaltılıp, devam kararı alınmıştır.
Kararı veren kurul; benden, benden ve dahi benden oluşmaktadır. Sevgili takipçilerimize duyurulur.
Hem ben gittim, pek iyi oldu, bir daha giderim ısmarlayan olursa.
Herkese de önerimdir.
Gidin, gezin, görün...
Kararı veren kurul; benden, benden ve dahi benden oluşmaktadır. Sevgili takipçilerimize duyurulur.
Hem ben gittim, pek iyi oldu, bir daha giderim ısmarlayan olursa.
Herkese de önerimdir.
Gidin, gezin, görün...
3 Mayıs 2010 Pazartesi
KAYMAKLI YER ALTI ŞEHRİ



M.Ö. Hitit'ler ve Frigler zamanında savunma amaçlı yapılmaya başlanmış. Nevşehir'e uzaklığı 20 km. Şu anda 8 katından 4ü görülebiliyor. Geçmişte beşbin kişinin aynı anda burada yaşayabildiği söyleniyor. Arap akınlarının Kapadokya bölgesine kadar yayılan akınlarından saklanmak için kullanılmış. Onuncu yüzyıla dek işlev gördüğü düşünülünce beşbin yıllık bir tarihe hizmet etmiş. Bölgede on km. arayla başka yeraltı şehirleri de var. Daha büyük olan Derinkuyu gibi. İçeride aylarca kalabilmek için her türlü düzenek var. Şırahane, şaraphane, mutfak.
Kırmızı okları takip ederek iniyor, mavi okları takip ederek çıkıyorsunuz. Karıştırırsanız yandınız. Gerçi fena halde yardımsever bir rehberi var Kaymaklı'nın.
Kocaman silindirik bir taşla kapanıyor kapısı içten, dıştan açılmıyormuş.
Bir de hala şarap kokuyor, ne yapsalardı adamcağızlar, onca zaman içerde kapalı.
Hayat ta başından beri can güvenliği tehlikesi sunuyor insancıklarına, onlar da elbet çözüyorlar bir biçimde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)