25 Ağustos 2009 Salı

ANLAT Kİ VAR OLASIN

Daha dün yazdım diye bugünü niye es geçmeli ki? Estirilip geçilen, yaşandığı halde yok sayılan onca günden sonra üstelik. Yeni F, bunca yağ gibi kayarken, yaşam nedensiz karmaşıkken. Merak edilenler bir sesin ucunda, birkaç cümlenin kıyısındayken. O zaman ne geveleyip duruyorsun ağzının kenarında, yaz kızım yazar, ne yazar?

İşte yoğunlaşıltık ya yeni blogla, bugün bakmadık, dün itibarıyla 70 ziyaretçide bıraktıydım, bugün ne oldu acep? Bu konuda çalışmak lazım, çok çalışmak hem de. Hiçbir şey düşlediğin ya da planladığın kadar kolay yürümüyor sonuçta.

Nerden başlayacaksın; ev bir düzene girmeli, maddi bir plan yapılmalı, Güneş düğüne kalkışacak zaman buldu bir ay bile yok, gidip giysi ve takı bakılmalı, yetmez ben ne yapabilirim diye sorulmalı, Tutku'nun bu konudaki haklı hezeyanı bastırılmalı, Umut'a haber verilmeli, dostlar aranmalı ihmal edilmemeli, yarın Nazım Kültür'deki toplantıya mutlak katılınmalı- bu yıl orada ders vermem gerçekleşirse- notlar aranmalı bulunmalı, üstüne eklenmeli, biryerlerden kendine güven diye bir ottan yüz gram da olsa edinilmeli, sigara azaltılmalı, biradan uzak durulmalı, söz verilmiş işler toparlanmalı, yarın yine bankaya gidip otomatik ödemeleri kontrol etmeli, evde düzenli yemek yapılmalı, akşam 5 de yapılan kahvaltıları sabah saatlerine çekmeli, nescafe ölçüsü kontrol edilmeli, bıdı bıdı bıdı...

Sonra akşamüzeri deniz kenarında masum bir yürüyüşe çıkıp derhal bir dost telefonuyla yoldan çıkılmalı. Üstüste yakılan sigaralar eşliğinde birkaç bira çakmalı. Kendine güven otu kendiliğinden sunulmalı derhal. Boş ve düşsel konuşmalar yapılıp üstelik bunlara inanmalı. Armut gibi bir kafayla eve gelip tv de denk geliveren bir filme sarmalı.

Uzun uyumalı, çok terlenmeli, kötü düşler görmeli. Sabah pişman ve şerefsiz uyanmalı. Hiç bir şey değişmemeli, hiç bir şey, hiç bir, hiç...

Ne güzel, işte böyle böyle, uzun uzun ölünmeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme