6 Ağustos 2009 Perşembe

NEDENSİZ NEDENSİZLİK
İşte koca bir haftayı daha tükettim. Elde kalan bitirilmiş bir kitap,Saramago'nun Körlük'ü, izlenmiş ve irkilinmiş birkaç film, bir dergiye gönderilmek üzere yazılmış bir 12 Eylül yazısı, birkaç kolye tasarımı, sıkı mutfak sunumu şımarıklığıyla şaşırtılarak ağırlanmış misafirler. Ürkmezde şarkı türkü ve halay eşliğinde bol biralı, sohbetli, ayışıklı geceler.

E, daha ne olsun diyenlere vereceğim tek yanıtım var bu arada, gerçekten bir fikrim yok.

Böylesine renkli günlerden sonra içimi saran nedensiz, nedensizliğin tanımını bir ortaçağ feylesofu başarabilir ancak. Çünkü bence yalnız onların bütün bunları düşünmeye zamanları vardı. Ve dokuya hiçbir etki altında kalmadan dokunabilirlerdi.

Canım birşey istiyor benim. Bir aşk mı, hadi canım şu kıpırtısız yüreğin beklentisi bu olabilir mi? Açlıktan midem kazındığında bile buzdolabının önünde ya da bir restoranın sunduklarında isteksizim. Bin hikayeyle donanmış zihnim içinden hangilerini ayıklayıp sunacağına karar veremiyor. Bir randevuya giderken kıpır kıpır değil içim, geri dönüp bir yastığa sarılıp düş kurmak geliyor içimden. Ama gidiyorum, görüşüyorum, konuşuyorum, yazıyorum, pişiriyorum,ortalığı topluyorum. Durmadan hiç durmadan çalışıyorum şu çalışkan aylaklık döneminde.
Bir tek çevremi sarmaya çalışan nedensiz nedensizliği çözemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme