11 Şubat 2010 Perşembe

BUNNY'İ ÖZLEDİM!...


İşte bütün haftanın delice koşuşturmasından sonra delice bir yalnızlık duygusuyla uyanınca, içim bir soba küreğiyle uzun uzun kazınmış gibi sızlıyorken sabah sabah, nedensiz, tüm rüyalar geceden gündüze sarkıyorken böyle, hiçbir rüyanın unutmaya değer bir yanı olmayınca, unutamayınca, durduramayınca bu elif elif yükselen iç acısını, susturamayınca yoksunluğun topuklarıma kadar akan ağırlığını, üstelik tüm bunların geçici çözümünü elbette kurabilecekken, ama istemiyorken, hüzün şeyhliğinde kendime yeni kazılmış bir mezar talep ediyorken, yanık saraylardan incir tarihine dolanıp dururken gözlerim, güzelim bir öyküyü etkiyeci ve unutulmaz bir sesle yorumlamaya çalışırken, sokaktayken iyice ajite zarlara dolanmış, dünyada bir iz bile olmadığının farkındayken nedensiz kocaman bir sorumluluk güllesini kucağında oradan oraya taşıyorken, sözcükler burnundan fışkırırken ama yazamıyorken, roman kahramanlarıyla kutsanmış bu dört duvarın içinde kendine uzunca süredir Bunny'i yoldaş bilmişken, onun duran ve bekleyen kadınlara güzellik kremleri satmaya çalışırken acınası bir yokoluşa yuvarlanışını içselleştirmişken, elimizdeki bize uzun gelen kısacık süreci daha ne kadar çileye sarmayı sürdüreceğimizi merak ederken, bu sabah, kalktım ve bu şaşkın cümleyi yazdım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme