17 Ekim 2009 Cumartesi

DÜŞLERİN DOĞUSU


Düş dediğimiz şey bir tatlı olsaydı, ne olurdu sizce?


Keşkül-ü Fukara değil elbet. Olsa olsa kocaman bir pasta olurdu, şöyle içinde binbir meyva, krokan, ceviz, badem, kreması, çikolatası bol. Keki ehven kabarmış.

İçine de sirkeyle karıştırdığınız tuzruhundan bolca bir sos ekleyin, alın size düşlerimizin pasta hali. Yılların acısı, korkusu, endişe duygusu, hasreti. Yalnızlığın kekremsi kokusu, yitirilenin geri gelmesi imkansızlığının bilinci. Yarına dair gitgide azalan beklentilerimiz ve çıplak gerçeğin önümüze halı gibi serilen ön bilgisi.


Bir hayvan gibi tanımlamak isteseydik düşlerimizi, ne çoğundan iz taşırdı. Bir panterin avını aniden yakalaması, aslanın vuruşu, yılanın sokuşu, çakalın ısırışı. Zihin denilen muammanın avcunun içindeki uykuya anlamsız eziyeti. Arada bir neyse tavuskuşunun pırıltısı.


Bana sorarsanız ama... aslında martıya benziyor düşlerimiz. Gökyüzünün süsü, görkemi. Yere doğru alçaldıkça ürkütücü. Sesiyle korkutucu, ağzındaki balıkla zalim. Boğaz'dan atılan oltaya takılınca komik. Çöpe razı olunca trajik.



Düşlerimiz, verili hayatın silgisi, gece sultanın işkencecisi. Yarının uyaranı, vicdan temizleyicisi.

Kendi yönetmenliğimizde çektiğimiz filmler dizisi.


"Hayrolsun" la başlayan anlamlandırma çabası, "Yoran Rüyalar Kitabı"na eklensin bundan böyle. Benim yolculuğum düşlerin doğusuna...

2 yorum:

  1. Düş gücüne ve düşünme gücüne ayarlanıyor saatlerimiz,tasarlanmayan bir hayata sığmıyor aklımız diyor sair...düşlerin ve sözcüklerin prensesi,düşlerin sürekli eyleme dönüşüyor,çirkinliklere acımsızlığa meydan okuyor,ortak aklın çok ötesine yükseltiyor,zamanın ve mekanın sınırlarını zorluyor..SEVGİLERİMLE..

    YanıtlayınSil
  2. sana sormazlar yıldız ama anlat, hiç susma. hem martılar bilmez bir anlatan olmadıkça olan biteni. kendinden ibaret sanar insan dünyayı ne martı bilir ne çığlık. sen anlat ki dem olsun. çok yorulursan, istersen katarım kendini merak etme hem.

    YanıtlayınSil