29 Aralık 2009 Salı

KAYIP BULUNDU DERKEN YENİDEN KAYBOLDU


Cumartesi sabahı uyanan Yıldız Hanım kardeşi Güneş'e verdiği sözü tutmakta kararlıdır. Aceleyle toparlanmaya çalışırken Arzu Kız'ın telefonunu yanıtlar. Sonrasında bakar ki şarjı azalmış telefonununu bir kordonla prize bağlayarak cezalandırır. Sabahları milyon yıldır süren afyonlu haliyle giyinir ve Kemeraltı'nın yolunu tutar. Dolmuşta hatırlar ki telefon asıldığı yerde unutulmuştur. En azından çarşıdaki işini çabuk bitirip- çünkü bu süreçte asla ulaşılamayacaktır- ulaşılabileceği bir vahaya kapağı atmalıdır. Güneş'e gidince, nasılsa oradan aranabilir. Eh, gün uzun gece güzel geçer, pazar sabahı kahvaltı gazete, türk kahvesi ve fal derken yirmidört saatlik bir kayıp süresini doldurmuştur. Ki bu dilim polis tarafından aranılmaya bile yetmektedir.

Eve döndüğünde 22 cep,7 ev aramasıyla ve dost sitemleri hatta sitem sözcüğü hafif kalır kızgınlıkla yüzyüzedir. Hatta Deniz Cristmıs gecesini program atlamasının bedeli olarak küstüğümü düşünmüştür.

Daha aradan yirmidört saat geçmemiştir ki Parantez'de toplantı sırasında susmayan telefonun sesinin kısılması sonucu ikinci kayıp vakası yaşanır. Bu kez Güneş; Mümin'i, Aynur'u, hatta tkp Özlem'i bile aramış, kesmeyip Umut'u eve göndermiştir. Aranan herkesten fırçalar ve sitemler itinayla dinlenilmiş ve bu yazıya konu olmuştur.

Umarım ve dilerim Nazım Kültür Evi sorumlusu Özlem, hocalarının alzheimer olduğunu düşünmemiştir. Diğerlerini yatıştırmayı başarabilirim nasılsa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme