11 Aralık 2009 Cuma

KENDİ HAYATININ YÖNETMENİ


Bir film çekme fikrinden yola çıkarsak, ki ülkede bir film çekmenin en de moda olduğu süreçteyiz, ve hem de zaten herkes kendi filminin yönetmeni değil mi diyorum. Bunny Munro, elindeki viski şişesinden büyük bir yudum akıtıyor boğazına, s.....r diyor, gözleri sabahtan beri zıkkımlanmaktan kızarmış. Aldırış etmiyorum, alışkınım böyle alakasız çıkışlarına Bunny'nin. Elimi uzatıp şişeyi alyorum elinden, bir fırt da ben çekiyorum, boğazımı yakıyor meret. İnce uzun beyaz sigaralarımdan bir tane kapıyor o da. Başparmağıyla işaret parmağı arasında uzun uzun sıvazlıyor, düşünceli gibi. Ona da hak veriyorum, karısının intiharının üzerinden kaç gün geçti ki. Turuncu geceliğiyle orda burda beliriveriyor kadın. Bunny artık kadından sözetmiyor bana ama ben görüyorum olanı biteni. Ruhu geri mi geliyor taciz için hani yoksa ikimizin sanrısı mı ortaklaştı?

Çakmağımı uzatıp sigarasını yakıyorum, sonra da kendiminkini. Epey kirlendiğini farkettiğim halının desenlerine bakıyoruz sessizce. Sınıfımda bir kız var diye mırıldanıyorum, senaryo yazmak istiyor. Yazsın o zaman, diyor Bunny. Ama nasıl yazılacağını bilmiyor, benim öğretmemi istiyor. Yok ya diyor Bunny, bilmiyorsa neden yazmak istiyor?

Yine uzun uzun susuyoruz. İkimiz de alışkın değiliz oysa susmaya.

Yok ya diyor Bunny, hem istiyor, hem bilmiyor, öğretinceye kadar otur kendin yaz. Hep böyle işte moron kafası hiçbişeye basmıyor.

Bir film senaryosu yazmaktan yola çıkarsak Bunny diyorum, parmaklarında dumanı tüten sigarayla kavradığı şişeyi boşver der gibi sallıyor, tekrar kafasına dikiyor.

Bir film çekmekten yola çıkarsak eğer, bu adamı ciddiye almamalıyım diye düşünürken ondan iyi karakter bulamayacağım kafama dank ediyor.


Bunny ile geçirilen günler(ya da adı her neyse)/ y. ilhan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme