1 Aralık 2009 Salı

YAZMALI MI, YAZMAMAAALI MI?

Bu sabah baktım -yine- tam bir haftadır yazmamışım bloga.
Kendime kızsam, hayata kızsam, zamana kızsam, olup bitene kızsam, olmayana bitmeyene kızsam, sonra dönüp yine kendime kızsam-mı?
Hadi canım ne gereği var, paşa paşa yaşayıp, öldürüyorsun günleri cici cici diyor içim.
Susmayı bir türlü öğrenemeyen içim.
Küçücük ve sıradan bir hayattan kendi öykünü kazıyorsun işte. Bu değil mi aslolan? Bir kil topağından hayat yapıyorsun o beğenmediğin içinle. Sonra alıyorsun o hayatı, parmaklarının ucunda göz hizasına kaldırıp bakıyorsun uzun uzun, beğenmiyorsun, tekrar yoğuruyorsun elindeki formu, al sana yine bir avuç içi çamur.
Bir kez olsun razı olsan yarattığın forma, oturup ayrıntıları kurgulasan, ince detaya geçsen sabırla, hah işte esas istediğin buyken, ama sabır yok sende desen ondan bol ne gördü hoyrat özün?
Ölmeden önce yapacağım sayısız şeyi listelesem, yeteneğimin yettiği ne bulurum bilmiyorum.
Bilmenin sıkıcı birşey olduğunu-artık- biliyorum.
Yalıçapkını gibi bir yüreği bedene eşitlemenin imkansızlığını mesela.
Sözcükleri misinaya dizip siyah elbisemle takınmayı.
Düşe hükümran, uykuya sahip olmayı.
Paris'te bir kavşakta düşüp dizimi morartamayacağımı.
vesairevesairevesairevesairevesairevesairevesairevesairevesaire

Oturup ölmeden önce yapamayacağım sayısız şeyin listesini yapmak daha kolay sanırım da bundan da umudum yok şu durup durup cayan gönlümle. Durup durup vazgeçen ömrümle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme